diş saglıgı ve bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diş saglıgı ve bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2011 Çarşamba

Dişlerinizi beyazlatmak için ne yapmalısınız?


Dişlerinizi beyazlatmak için ne yapmalısınız?
Diş beyazlatma nedir?
Diş beyazlatma; dişlerin yüzeyindeki gözenekli mine yapısında oluşan renkli, organik ve inorganik maddelerin diş beyazlatma jelleri ile giderilmesi işlemidir.

Neden diş beyazlatmaya ihtiyaç duyuluyor?
Modern toplumlarda kişiler, dişlerinin görünümüne hayli önem veriyorlar. Dişlerdeki şekil ve renk bozuklukları psikolojik rahatsızlıklara neden olabiliyor. Diş hekimliğinde estetik ve restoratif maddelerin gelişmesi sayesinde pek çok renk, şekil ve konum bozuklukları kolaylıkla çözümlenebiliyor. Bunların arasında yer alan renklenmiş dişlerin beyazlatılması (bleaching) yöntemi, diğer restoratif metotlara kıyasla daha ekonomik, kolay ve zahmetsizdir.

Kadınlar mı yoksa erkekler mi daha çok diş beyazlatmak istiyor?
Bu soruya genelde kadınlar diyebilirdik! Çünkü biliriz ki kadınlar için estetik her zaman daha ön plandadır. Ama artık erkekler de kadınlar kadar diş estetiğini talep ediyor; yani araların da pek fark yok diyebiliriz.
 

Dişler neden beyazlığını kaybediyor?
Dişlerin oluşumları esnasında meydana gelen yapısal bozukluklar, çocukken veya anne karnındayken kullanılan bazı antibiyotikler, yedikleriniz ve içtiklerimiz (sigara, çay ve kahve gibi boyayıcı alanlar) ve içilen sulardaki flor miktarı dişlerimizde renkleşme yapabilir.

Dişlerde iki çeşit renklenme oluşur:
İç renklenme: Dişin içine nüfuz etmiş ve fırçalama ile giderilemeyen lekelerdir. Dişlerin oluşumları sırasında oluşan yapısal bozukluklar da (ilaçlara bağlı veya fazla flor alımına bağlı vb.) bu sınıfa girer. Beyazlatma işlemi bu tip vakaların büyük bir kısmında çok başarılı olur.
Dış Renklenme: Diş yüzeyine sigara, çay, kahve ve kola gibi boyayıcı bazı gıdalardan yapışan renklenmelerdir. Çoğunlukla diş taşı temizliği ve sonrasında bu lekelerden kurtulmak mümkündür.
Farklı renklenmeler farklı tedaviler gerektirir. Bu sebeple ne tip bir tedavi yapılması gerektiğine diş hekiminizin karar vermesi en doğrusudur.

EVDE DE BEYAZLATABİLİRSİNİZ

Diş beyazlatma yöntemleri nelerdir?
Beyazlatma işlemi iki şekilde uygulanır:
Ofis ortamında bir saat içinde gerçekleştirilen Power Blaeching; beyazlatıcı jel ve ışıktan oluşan, kısa sürede diş rengini 3-4 ton açabilen en hızlı, güvenilir ve etkili beyazlatma sistemidir.

Evde diş beyazlatma (Home Bleaching); ağızdan alınan basit bir ölçü ile kişiye özel hazırlanan plastik ağızlıkların içine jeller konularak yapılan beyazlatma işlemidir. Ortalama 5-7 günde istenen beyazlama sağlanır. Günde 4-8 saat takılması gereklidir (renge ve jele bağlı olarak değişebilir).

Herkes diş beyazlatabilir mi?
Herkes beyazlatabilir ancak beyazlatma öncesi diş hekimi muayenesinden geçilmesi gerekir. Ağzında ilerlemiş çürükleri ve ilerlemiş dişeti hastalığı olanlar, tedavilerini yaptırdıktan sonra beyazlatma işlemini uygulatmalıdır. Bunun dışında büyüme ve gelişimini tamamlamamış kimselere önerilmemektedir. Ayrıca gebelere ve emziren annelere de dikkatli yapılmalıdır.

Beyazlatma güvenli midir yoksa dişlere zarar verir mi?
Yapılan araştırmalar ve mikroskopik çalışmalar; yüzde 10 beyazlatma solüsyonu kullanımında hiçbir zarar olmadığını göstermiştir. Yapısal değişiklik ve kalıcı hasar oluştuğunu gösteren tek bir araştırma bile yoktur.  Farklı konsantrasyonda ilaçlar da kullanılabilir ancak bunların da nasıl ve ne kadar kullanılacağına doktorunuz karar verecektir.

Dişler herkeste aynı oranda mı beyazlar?
Herkeste aynı oranda olmaz; renginin ne kadar açılacağı dişin yapısına göre değişir.

Diş beyazlatmanın yan etkileri nelerdir?
Bütün beyazlatma jelleri az çok hassasiyete sebep olur. Soğuk-sıcak içeceklere ve havaya bile karşı oluşan bu hassasiyet rahatsızlık verir. Bu, normal ve beklenen bir yan etkidir. Hassasiyet 24-48 saat içinde geçmezse beyazlatıcı kullanımının kesilmesini tavsiye ederiz. Hassasiyet durumunda, diş hekiminizin uygulayacağı florür ve size önereceği diş macunu veya kremleri bu diş hassasiyetini azaltacaktır. Hassasiyeti azaltmak için içerisinde potasyum nitrat bulunduran diş macunları da işe yarar.


LİFLİ BESİNLER DİŞLERİ TEMİZLER
Beyazlatma jeli; kaplama, porselen ve kuronları da beyazlatır mı?
Bütün beyazlatma maddeleri doğal diş yapısı üzerinde çalışırlar. Bu demek olur ki porselen kaplama kuron ve köprüler beyazlamazlar. Yeni beyazlamış dişinizin rengine uyma sı için bütün bunların değişmesi gerekebilir.

Beyazlatmanın etkisi ne kadar sürer?    
Beyazlatma işleminden alınan sonuç, kişinin diş yapısına bağlı olarak değişir ve yaklaşık 6 ay-2 yıl arasında sabit kalır. Tabii ki bu süre kişinin kendisine de bağlıdır. Beyazlatma sırasında ve sonrasında en az iki hafta dişleri boyayan maddelerden uzak durulmalıdır.

Dişlerin sararmaması için pratik önerileriniz nelerdir?   
Çay, kahve ve kola gibi renklendirici içeceklerin tüketimini azaltıp, mümkün olduğu kadar lifli yiyecekler tüketilmelidir. Ağız ve dişlerin rutin bakımlarına dikkat etmemiz gerekir. Lifli gıdalar elma havuç gibi sebze ve meyveler, tahıl gruplarıdır. Lifli gıdaların dişlerimize en büyük faydası mekanik temizlik yapmasıdır. Günümüzde işlenmiş ve rafine yiyecekler yendiği için dişlerimize daha çok yapışmakta böylece hem diş taşı oluşumu hem de çürük oluşumu artmaktadır buna bağlı olarak renkleşmelere de neden olmaktadır. Hem dengeli beslenmek hem de dişlerimizin sağlığı için lifli gıdalara diyetimizde mutlaka yer vermeliyiz.

Daha güzel dişler için lazer tedavisi


Daha güzel dişler için lazer tedavisi
Günümüzde diş sağlığında birçok tedavi yöntemi uygulanıyor. Dişlerinin görünümünden ve diş sağlığından şikayetçi olan birçok kişi bu tedavi yöntemleri ile istedikleri gülümsemeye ve daha sağlıklı dişlere kavuşuyor.
  
Hastalar en çok lazerle uygulanan tedavi yöntemlerini tercih ediyor. Çünkü Lazer tedavisi hem ağrısız hem de daha kısa sürüyor. Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu, diş sağlığı için önemli yer tutan bu yöntemi ve uygulama alanlarını anlattı.
Lazer tedavi yöntemi nedir?
“Ağrısız, kanamasız ve anestezi gerektirmeyen bu yöntemde atomize su spreylerinin lazer enerjisiyle birleşmesi sonucunda elde edilen hidrokinetik enerjisiyle çalışan bir elektronik cihaz kullanılıyor. (Erbiyum lazerleri) Bu cihaz ile hedef dokuda küçük patlamalar oluşturularak dokular arası bağlar çözülüyor ve yüzeydeki dokular birbirinden ayrılıyor. Diş Lazeri, hem sert dokuda hem de yumuşak doku üzerinde rahatlıkla uygulanabiliyor.”
Hangi diş rahatsızlıklarında uygulanabiliyor?
“Lazer yöntemi;
—Diş dolguları
—Çürüklerin temizlenmesi
—Diş kökünde oluşan iltihapların kurutulması
—Kanal tedavisi
—Çene ve diş etindeki cerrahi operasyonlar
—Diş hassasiyetinin giderilmesi
—İmplant uygulamaları
—Estetik diş tedavileri
—Diş etinde uygulanan tedavi işlemleri
—Diş beyazlatma
gibi bir çok tedavi sürecinde kullanılıyor.”
Lazer yöntemin diğer uygulanan tedavi yöntemlerinden farkı nedir?
“Bu yöntem de hastaları korkutan anestezi yöntemi genel anlamda kullanılmıyor. Ancak kapsamlı cerrahi operasyonlarda kullanılıyor.
Lazer işlemi dişe ve diğer dokulara temas edilmeden uygulandığı için herhangi bir titreşim ve basınç hissedilmiyor. Doğal olarak beyine ulaşan ağrı iletimini kestiği için hasta tedavide ağrı hissetmiyor. Tedavi sürecinde % 90 hiç kanama olmuyor ve işlem sonucunda lazer ile daha steril bir çalışma yapıldığı için apse yada şişme görülmüyor. Aynı şekilde diş dolgularında ve kaplamalarda uygulandığında diğer yöntemlere göre yapılan dolgu ve kaplamalar daha dayanıklı oluyor ve tedavi bitiminde hasta dişlerinde herhangi bir hassasiyet duymuyor.
Diş estetik işlemleri de bu sayede daha kısa sürede uygulanabiliyor. Diş beyazlatma ve diş etinde oluşan renk değişimleri lazer yöntemi ile çok daha kısa zamanda daha iyi sonuçlar veriyor.”
Lazer ile tedavi yöntemini en çok kimler tercih edebilir?
“Lazer ile diş tedavisini diş rahatsızlığının durumuna göre her hasta tercih edebilir. Anestezi kullanımının tehlikeli olduğu kalp, böbrek, astım ve kronik rahatsızlıkları olan hastalar da bu tedaviyi tercih ederek diş rahatsızlıklarından kurtulabilirler. Aynı zamanda hamile olan anne adayları ve diş hekimi korkusu yaşayan birçok hasta da lazer tedavi yöntemini uygulattırabilirler.”
Çocuklarda bu tedavi yöntemi uygulanabilir mi?
“Çocuklar genel olarak diş hekimi korkusu yaşıyor. Lazer tedavi yöntemi anestezi gerektirmediği için çocuklar da diş tedavisi çok daha kolay uygulanabiliyor. Bu şekilde çocuklar bu korkuyu daha basit atlatabiliyor.”
Lazer tedavi yönteminde dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?
“Mutlaka bu alanda uzman olan hekimler tarafından yapılmalıdır. Çünkü aksi taktirde uygulandığı diş dokusunda kanama, iltihap ve zedelenmeler görülebilir. Ürünün sertifikası mutlaka görülmeli ve diş hekimlerinin yönlendirmeleri dikkate alınmalıdır.”

"İmplantlı protez ısırma kuvvetini artırıyor"


"İmplantlı protez ısırma kuvvetini artırıyor"
diş kayıplarında hareketli protez yerine implant destekli protez kullanılmasının hastanın ısırma kuvvetini artırdığını bildirdi.
  
Diş çekimi ya da kayıpları sonrasında hareketli protez uygulanan hastalarda ısırma kuvvetinin 200'den 50'ye düştüğünü anlatan Özzeybek, bu kuvvetin 15 yıl sonra ise 6'ya indiğini söyledi.
İmplant destekli protez yapılan hastada ise ısırma kuvvetinin 2 ay sonra ilk baştaki duruma göre yüzde 85 arttığını vurgulayan Özzeybek, bu kuvvette 3 yıl sonunda ise yüzde 300 artış meydana geldiğini belirtti.
"Sağlıklı çiğneme için implant çok gerekli bir tedavi yöntemi. Hareketli protez hastaların ısırma kuvvetini düşürmesine rağmen implantlı protez artırır" diye konuştu.
Ömür 5 yıldan az dişler
İmplantın diş hekimliğine girmesiyle diş eti hastalıklarının tedavisinde yaklaşım farklılıkları olduğunu kaydeden Özzeybek, ilerlemiş diş eti hastalıklarında artık şüpheli dişlerin daha fazla çekilmesi yoluna gidildiğini söyledi.
Böylece dişsiz bölgedeki kemik miktarının azalmadığını ve bu bölgelere implantların rahatlıkla yerleştirilebildiğini vurgulayan Özzeybek, şöyle konuştu:
"Bir diş hekimi, doğal dişlerin sağlığını çoğunlukla kullanılan perodontal indekslere göre değerlendirmelidir. Bu konuda önemli araştırmalar yapan Prof. Dr. Carl Misch'e göre, bir dişin ömrü 10 yıldan fazlaysa korunmalı, ömrü 5 yıldan az olan dişler korunmamalı, çekilerek bölgeye kemik tozu koyulmalı ve hemen implant yerleştirilmelidir."

Diş sıkmanın yol açtığı ağrılar


Bel ve boyun ağrısı yapıyorDiş sıkmanın yol açtığı ağrılar
Günü stresli geçirmesi nedeniyle kişinin, gece uyurken dişlerini sıkmasının baş, boyun, bel ağrılarına yol açtığı bildirildi.
  
 birçok rahatsızlığın ana nedeni olarak bilinen stresin çeneye ve dişlere de zarar verdiğini anlattı.
stresli gün geçiren kişinin uyurken bilinçsizce dişlerini sıktığını, bunun da hem dişlere hem de vücudunun diğer bölgelerine zarar verdiğini ifade etti.
Birçok kişide stresin yöneldiği ilk yerin çiğneme kasları olduğunu, gün içerisinde çenenin sıkılabildiğini ancak bu durumun gece uykuda daha sık yaşandığını anlatan Toygar, şöyle konuştu:
"Derin uykuya dalma sırasında, duyuların iletildiği beyin bölgesine stres ne kadar yoğun iletilirse çiğneme kaslarının o oranda sıkımı güçleşir ve kişi farkında olmadan dişlerini gıcırdatmaya, sıkmaya başlar. Kişi ancak uyandığında çenesindeki ağrıdan bunu fark edebilir. Diş sıkma, çocukluk çağında başlar, erişkinlikte artar. Yaşanan stres nedeniyle de devam eder. Yapılan araştırmalar bir kişinin diş sıkma gücünün 5 tona kadar ulaşabildiğini gösteriyor. Çene kasları çok güçlüdür. Diğer kaslara göre yorulmaz. Bu kasın histolojik yapısı farklıdır. Kasılma gücü fazladır. Bu kadar güçlü ısırma kuvveti dişlerde aşınmalara, çene kemiğinde kırılmalara, travmalara neden olur. Çiğneme ekleminde de deformasyon oluşur."
Ağrılar
Stres sonucunda derin uykuda yaşanan çene sıkmanın, hastanın sosyal yaşamını bozduğunu, rahat kaliteli uykuyu engellediğini, yaşam enerjisini düşürdüğünü dile getiren Prof. Dr. Toygar, bu rahatsızlığın özellikle "hassas, endişeli, içine kapanık ve duygularını dışa vuramayan kişilerde" görüldüğünü kaydetti.

"Strese bağlı olarak uyurken bilinçsiz yapılan diş sıkmaları baş, boyun, bel ağrılarına neden oluyor. Baş ağrıları migrenle karıştırılmamalı. Çoğu kişi migrenden kaynaklı sanır baş ağrısını ama stres nedenli çene sıkması da bunun nedenlerinden biridir. Bu kişilerin çene hareketlerinde kısıtlılık olur. Rahat çiğneyemez. Şakak bölgesinde, omuz ve sırtlarda ağrı yapar. Kulak çınlaması, yüzde asimetri, denge bozukluğu, depresyon, bulanık görme, gözde seğirme olarak kendisini gösterir."
Diş sıkmanın önüne geçebilmenin en etkin yolunun "stresten uzak durmak" olduğunun altını çizen Toygar, günde iki kez 20 şer dakika çene eklemine, triger denilen tetik noktasına sıcak havluyla masaj yapılabileceğini, gülerken, esnerken ağız açıklığının kontrol edilmesi gerektiğini dile getirerek, "Şeker ve kafein tüketiminden uzak durulmalı. Yumuşak gıdalarla beslenmeli ve bunlar ufak parçalı olmalı" dedi.

Diş gıcırdatmanın perde arkası..



Diş gıcırdatmanın perde arkası...
 gece uyurken dişlerin gıcırdatılması ve çene sıkma olayının temelinde psikolojik sorunların yattığını söyledi.
    
gece uykuda diş gıcırdatma veya diş sıkma sorunun temelinde psikolojik etkenlerin etkin rol oynadığını belirterek, şunları söyledi:
"Uyurken diş gıcırdatma veya çene sıkma olayının temelinde psikolojik sorunlar yatmakta, çözüm ise sıkıntıya neden olan sorunun giderilmesinde. Eğer gece uykunuzda bilinçsiz olarak dişlerinizi gıcırdatıyorsanız, mutlaka gün içinde yaşadığınız sorunlar sizi etkisi altında bırakmıştır. Bize gelen şikayetlerde bu bulgulara rastlıyoruz. Günlük hayatımızda çeşitli problemlerden dolayı strese kapılmaktayız, bunlar da bizleri olumsuz etkiliyor. Gece uykuda ise bunların yansıması yaşanıyor."
Diş gıcırdatmaya çocuklarda ve hatta dişleri çıkan bebeklerde de rastlandığını kaydeden Küçükeşmen, "Çocuğunuzda diş gıcırdatma olayına şahit oluyorsanız, mutlaka sorunlarını irdeleyin. Arkadaşları ile tartışma yaşamış olabilir, bakıcısı ile problemi olabilir. Bunları sorgulayın" dedi.
Diş gıcırdatmanın bilinçaltında yapıldığını ve uykuda olan kişinin bunun farkında bile olmadığını belirten Küçükeşmen, diş yapısının da diş gıcırdatma olayına etken olabileceğini savundu.
Sorunun zamanında giderilmesi gerektiğini vurgulayan Çiğdem Küçükeşmen, sürekli diş gıcırdatma olayının yaşanması halinde eklemlerde ağrı, çene dokusunda hassasiyet oluşabileceğini ayrıca baş ağrısı ve ağız yapısının bozulabileceğini kaydetti. Bunun yanı sıra dişlerin sürtünmeden dolayı zarar göreceğini bildiren Küçükeşmen, "Önlem alınmadığı takdirde sürtünmelerden ötürü diş yapısı zarar görür. Küçülmeler oluşabilir" uyarısında bulundu.

SAGLIKLI GÜLÜMSEYİN

GÜLÜŞ TASARIMI
  Gülüş tasarımı, hekimlik ve sanatın birlikte uygulanarak, yüze özel ideal gülüşü sağlayabilmektir.
Dişler, birbirleri ve onları çevreleyen yumuşak dokular ile uyumlu olarak dizilmiştir. Güzel bir gülüşün temel elemanları dişlerdir ve dolayısıyla diş şekilleri ve anatomik özellikleri hakkında kapsamlı olarak bilgi sahibi olmak, tüm tedavilerin temelini oluşturur. İyi tasarlanmış bir gülüşün nasıl olması gerektiği hakkında daha fazla fikir sahibi olabilmek için, yüz hatlarının iç ve dış kenarları incelenmelidir..
  Yüz hatları, cinsiyet, yaş, gülüş simetrisi, dişlerin sıralanışı ve renkleri, dudaklar ile diş etleri estetik gülüş ifadesini belirleyen faktörlerdir. Gülüş tasarımında tüm bu faktörler göz önüne alınarak dişlerin formu belirlenir.
 
Gülüş tasarımıyla daha genç görünmek mümkündür. Her açıdan çok daha sağlıklı, pırıl pırıl dişlere kavuşmanız mümkün. Diş beyazlatmadan, görünmeyen diş teline kadar kozmetik amaçlı birçok yenilik sizi bekliyor.


DİŞ BEYAZLATMA
    "Bleaching" yani dişlerin "ağartılması" işlemi son yıllarda büyük gelişim göstermiştir ve yetkili diş hekimliği organizasyonlarınca güvenilirliliği kabul edilmiş bir tedavi yöntemidir. Eğer birey dişlerinin formundan memnun ise , renginden memnun değilse diş beyazlatma en koruyucu yöntemdir .

 
Dişlerimiz söz konusu olduğunda onların beyazlıkları her zaman sağlık ve estetiğin vazgeçilmez unsuru olarak kabul edilmiştir. Dişlerimiz yaşayan, dış ortamla ilişki halinde ve ondan etkilenen canlı dokulardır. Yediğimiz ve içtiğimiz bir çok madde onlar üzerinde etkiye sahiptir. Bunlar arasında kahveyi, sigarayı, çayı öncelikliler arasında sayabiliriz. Bunların yanı sıra genetik ve fizyolojik yapımıza bağlı olarak da dişlerimizde renklenmeler oluşabilir.

İMPLANT
  İmplantlar küçük bir cerrahi girişimle çene kemiğine yerleştirilir. Ortalama 3-6 ay sonra implantın etrafını yoğun ve sağlam bir kemik sararak, sıkı bir şekilde çene kemiği içinde oturmasını sağlar. İmplantlara kron, köprü ve hareketli diş protezleri uygulanarak klasik tedavide karşılaşılan bir çok problem ortadan kaldırılır. Örneğin tek diş eksikliğini gidermek için boşluğun her iki yanındaki sağlam dişlerin kesilmesi ile yapılan klasik köprü yöntemi yerine bu boşluğun implantla doldurulması çok daha estetik ve sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarır.
Tek
diş uygulamalarında en önemli yenilik, özellikle üst çene ön bölgede estetik beklentiler göz önüne alınarak, implant yapıldığı gün üst yapının, yani porselen kuronun da gerçekleştirilmesi


ZİRKONYUM ESASLI KURON & KÖPRÜ SİSTEMLERİ  Bu sistemde metal yerine yapı malzemesi olarak zirkonyum kullanılır. Yapılan çalışmalar diş hekimliğinin temel gereksinimleri olan estetik, sağlamlık, doku uyumluluğu ve doğallık konularında bugüne kadar ulaşılan en yüksek performansın elde edildiğini göstermiştir.
 Tamamen manüpulatif becerinin bilgisayar destekli teknoloji ile birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan bir yöntemdir. Klinikte elde hazırlanmış
diş preperasyonları laboratuarda özel yöntemlerde şekillendirilir ve özel bir cihaz yardımıyla lazer tarama sitem ile okunur. Bu bilgiler cihazın şekillendirme bölmesine aktarılıp kuron veya köprünü bilgisayar tarafında işlenilir.
ORTODONTİ (ÇARPRAŞIK DİŞLERİ DÜZELTME)
  
Ortodonti çapraşık dişlerin düzeltilmesi, diş, çene ve yüzdeki uyumsuzlukların giderilmesi ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Ortodontistler (ordodonti uzmanı) çene kemiğinizin ve dişlerinizin doğru yerde ve doğru konumda yerleşmesini sağlar.
 
Dişlerdeki çapraşıklıkların düzeltilmesi ile önemli bir estetik kazanım sağlandığı gibi, ağız ve diş sağlığına da pek çok katkıda bulunulur. Çapraşıklıkların giderilmesi ile bu bölgelerin daha kolay ve etkili temizlenmesi sağlanır, böylece çürük ve dişeti hastalıklarının önüne geçilmiş olur. Ayrıca dişlerin ve çenelerin birbiriyle kapanışları düzeleceği için daha sağlıklı çiğneme fonksiyonu kazanılmış olur.
Çocuğunuz yaklaşık olarak 7 yaşına gelince, bir ortodonti uzmanı tarafından böyle bir tedaviye ihtiyacının olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

Sahur vakti mutlaka dişlerinizi fırçalayın

291531
Sahur vakti mutlaka dişlerinizi fırçalayın

Ramazan ayıyla birlikte diş bakımı ayrı bir önem kazanıyor. Gün içinde 16 saat oruçlu kalınacağını hatırlatan Yeşiltepe Polikliniği'nde Diş Hekimi Murat Sözmen, "Özellikle sahurda dişlerimizi fırçalamamız gerekiyor.

Yoksa gün içinde diş aralarında kalan gıda artıkları bakteri oluşumuna sebep olacak ve dişlerin çürümesine sebep olacaktır." açıklamasını yaptı.

Diş Hekimi Murat Sözmen, sahur yemeğinden sonra diş fırçalamanın yanı sıra diş ipi kullanımının da önemine değindi. "Aslında Ramazan ayı ile birlikte ağız ve diş sağlığı açısından yapılması gerekenler normal yaşantımızda yapmamız gerekenden pek farklı değil. Sahurda diş fırçalamak ve diş ipi kullanmak, oruçlu olduğumuz süre içinde ağzımızda gıda artıklarının kalmamasını sağlayacak, bakteri oluşumunu engelleyecektir. Bunun sonucunda hem ağız kokusu, hem yeni oluşacak çürükler hem de ağız içerisinde var olan diş problemlerinin artması engellenecek. İyi bir ağız hijyeninin devamı sağlanmış olur." şeklinde konuştu. Sözmen, Ramazan ayında çok sıcak ve çok soğuk gıdaların arkası arkasına tüketmekten özellikle kaçınılması uyarısında bulunuyor. "Asitli gıdaları minimuma indirin ve asitli gıdaları tükettikten sonra en az yarım saat dişlerinizi fırçalamaktan kaçının." diyor.
ZAMAN

İzleyiciler